Aşağıdaki çalışma Mersin Barosu Dergisi'nin 16. sayısında yayınlanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
İkinci Daire
Ormancı ve Diğerleri - Türkiye Davası
(Başvuru No. 43647/98)
Karar
Strasbourg
21 Aralık 2004
KESİN
21 Mart 2005
Ormancı ve Diğerleri - Türkiye Davasında,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire),
Bay J.P. COSTA, Başkan
Bay A.B. BAKA,
Bay R. TÜRMEN
Bay K. JUNGWIERT
Bay M. UGREKHELIDZE
Bayan A. MULARONI
Bayan E. FURA-SANDSTRÖM, yargıçlar,
Ve Daire Sekreteri Bayan S. DOLLE’nin oluşturduğu Heyet olarak toplanmış,
27 Kasım 2003 ve 30 Kasım 2003 tarihlerinde yapılan özel görüşmeler sonucunda,
Yukarıda son anılan tarihte benimsenmiş olan aşağıdaki karara varmıştır.
USÜL
1. Dava; Fatma Ormancı, Mehmet Ormancı, Gönül Ormancı, Cengiz Ormancı
ve Bilgen Ormancı (başvurucular) adlı beş Türk vatandaşının, Türkiye
Cumhuriyeti aleyhine, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına
Dair Sözleşme’nin (Sözleşme) eski 25. maddesi hükümleri uyarınca,
Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na (Komisyon), 13 Temmuz 1998’de yaptığı
bir başvuruya (No. 43647/98) dayanmaktadır.
2. Başvurucular, Ankara’da avukatlık yapmakta olan Bay
..............tarafından temsil edilmişlerdir. Türk Hükümeti (Hükümet)
Sözleşme kurumları önündeki sürece yönelik bir Ajan görevlendirmemiştir.
3. Başvurucular, Sözleşme’nin 6/1 Maddesi’ne dayanarak tazminat sürecinin uzunluğundan şikayetçi olmuşlardır.
4. Başvuru, Mahkeme’nin önüne 1 Kasım 1998’de, 11 No.lu Protokol’ün (11
No.lu Protokol Madde 5/2) yürürlüğe girmesinden sonra getirilmiştir.
5. Başvuru, Mahkeme’nin Üçüncü Daire’sine tahsis edilmiştir (Mahkeme İç
Tüzüğü Madde 52/1). Bu Daire’de davaya bakacak Heyet (Sözleşme’nin 27/1
Maddesi) İçtüzüğün 26/1 Maddesi uyarınca oluşturulmuştur.
6. 1 Kasım 2001’de, Mahkeme, Daire’lerin oluşumunu değiştirmiştir
(Madde 25/1). Dava, yeni oluşturulan Üçüncü Daire’ye tahsis edilmiştir.
7. 27 Kasım 2003 tarihli bir kararla, Mahkeme, davayı kabul edilebilir bulduğunu beyan etmiştir.
8. Hem başvurucular ve hem de Hükümet layihalarını sunmuşlardır (İç Tüzük Madde 59/1)
9. 1 Kasım 2004’de dava yeni oluşturulan İkinci Daire’ye gönderilmiştir.
OLAYLAR
I- DAVANIN ESASINI TEŞKİL EDEN OLAYLAR
10. Başvurucular sırasıyla 1952, 1979, 1981, 1983 ve 1985’de doğmuşlardır ve Kahramanmaraş’ta yaşamaktadırlar.
11. 15 Nisan 1991’de teröristler başvurucuların Kahramanmaraş’taki
köyüne saldırı düzenleyerek, aralarında birinci başvurucunun kocası ve
diğer başvurucuların babası A.O.nun da bulunduğu köyün erkeklerini
öldürmüşlerdir.
12. 15 Nisan 1992’de başvurucular, Ankara İdare Mahkemesi’ne İçişleri
Bakanlığı aleyhine (artık “Davalı” olarak anılacaktır), Devlet’in
vatandaşlarının hayatı ve güvenliğini korumakla yükümlülüğünün ihlal
edildiği iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemeden, A.O.’nun ölümü
nedeniyle uğradıkları zarardan dolayı maddi ve manevi tazminat
ödenmesine karar vermesini talep etmişlerdir.
13. 29 Nisan 1992’de dava davalıya tebliğ edilmiştir.
14. 28 Mayıs 1992’de davalı layihasını mahkemeye sunmuştur. 16 Haziran 1992’de layiha başvuruculara gönderilmiştir.
15. 22 Haziran 1992’de, başvurucular davalının layihasına cevaplarını
sunmuşlardır. 20 Ağustos 1992’de başvurucuların layihası davalıya
gönderilmiştir.
16. 15 Eylül 1992’de davalı ek layihasını sunmuştur. Bunlar 29 Eylül 1992’de başvuruculara tebliğ edilmiştir.
17. 21 Şubat 1994’de Ankara İdare Mahkemesi, tarafların layihalarının
incelenmesinden sonra, kendisini ratione loci (yer bakımından, ç.n.)
yetkisiz olarak değerlendirerek dosyayı Gaziantep İdare Mahkemesi’ne
göndermiştir.
18. 10 Ağustos 1994’de başvurucular Mahkeme harçlarının avansını ödemişlerdir.
19. 22 Aralık 1994’de Gaziantep İdare Mahkemesi bir ara kararla farklı
idari makamlardan bilgi talep etmiştir. Mahkeme, bunun yanısıra,
başvurucuların A.O.’nun ölümü nedeniyle uğramış oldukları maddi zararın
miktarının tespit edilmesi için bir bilirkişi de tayin etmiştir.
20. 20 ve 28 Şubat 1995 tarihleri arasında Tapu Sicil Müdürlüğü,
Elbistan Sosyal Yardım’ı, güvenlik güçleri, Sosyal Sigortalar Kurumu ve
Elbistan Kaymakamlığı’ndan istenen belgeler mahkemeye tevdi edilmiştir.
21. 7 Mart 1995’de Kahramanmaraş Jandarma Komutanlığı tarafından,
başvurucunun kocasının öldürülmesine dair araştırmaları içeren belgeler
mahkemeye gönderilmiştir.
22. 4 Nisan 1995’de, mahkeme, Elbistan Nüfus Müdürlüğü’nden Ormancı ailesinin nüfus kayıtlarını istemiştir.
23. 5 Haziran 1995’de, Elbistan Nüfus Müdürlüğü’nden Ormancı ailesinin nüfus kayıtlarıyla ilgili bilgiler mahkemeye sunulmuştur.
24. 4 Eylül 1995’de dava dosyası bilirkişiye tevdi edilmiştir.
25. 22 Eylül 1995’de bilirkişi raporu mahkemeye sunulmuştur.
26. 10 Kasım 1995’de davalı rapora itiraz etmiştir.
27. 19 Haziran 1995’de Gaziantep İdare Mahkemesi olay tarihinden
itibaren olmak üzere başvurucuların maddi ve manevi tazminat
taleplerini birlikte hükme bağlamıştır.
28. 30 Temmuz 1996’de mahkeme başvuruculardan taraflara dair kararın tebliği için masraf talep etmiştir.
29. 27 Eylül 1996’da, mahkeme, başvurucuların gerekli masrafı ödemiş olduğuna dair bilgilendirilmiştir.
30. 9 Aralık 1996’da, davalı, Gaziantep İdare Mahkemesi kararı aleyhine Yüksek İdare Mahkemesi’ne temyize gitmiştir.
31. 13 Şubat 1997’de başvurucular layihalarını Yüksek İdare Mahkemesi’ne sunmuşlardır.
32. 28 Mart 1997’de dava dosyası Yüksek İdare Mahkemesi tarafından kabul edilmiştir. Dava 10. Daire’ye tahsis edilmiştir.
33. 10 Kasım 1997’de Yüksek İdare Mahkemesi’ndeki Kanun Sözcüsü görüşünü belirtmiştir.
34. 10 Mart 1998’de Yüksek İdare Mahkemesi ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
35. Hükmedilen tazminat miktarı başvuruculara 5 Kasım 1997’de ve 30 Nisan 1998’de ödenmiştir.
II- İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA
36. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun ilgili maddesi aşağıdaki gibidir:
Madde 14
Dilekçeler üzerinde ilk inceleme
“1. Dilekçeler....kaydedilir ve.....görevli dairelere havale olunur.
2....
3. İdare mahkemelerinde dilekçeler daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi tarafından:
a)Görev ve Yetki
....
yönlerinden incelenir.
4. ....yapılacak işlemler dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde sonuçlandırılır...
5. İlk incelemede bu noktalardan kanuna aykırılık görülmezse.......tebligat işlemi yapılır....”
HUKUK
I- SÖZLEŞMENİN 6/1 MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
37. Başvurucular Madde 6/1’le hüküm altına alınan “makul süre”nin
tazminat sürecinin uzunluğuyla aşıldığından şikayetçi olmuşlardır.
Madde 6/1’in ilgili kısmı aşağıdaki gibidir:
“1. Herkes gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili
nizalar....konusunda....bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre
içinde....görülmesini isteme hakkına sahiptir...”
38. Mahkeme, karara esas alınacak sürecin, Madde 6/1 tarafından
gerekliliği hüküm altına alınan “makul süre”yi aşıp aşmadığı konusunda,
başvurucuların 15 Nisan 1992’de Ankara İdare Mahkemesi’nde dava
açmaları ile başlayan ve 10 Mart 1998’de Yüksek İdare Mahkemesi’nin
kararının onaylanmasıyla biten süreç olduğuna işaret eder. Böylece
dikkate alınan süreç üç mahkeme önündeki beş yıl ve on aylık süreçtir.
39. Hükümet, yerel mahkemelerin iddiaların doğruluğunu, müteveffanın
mesleğini ve gelirini ve ailenin başkaca geliri olup olmadığını
araştırmak zorunda olduğunu, bu nedenle davanın karmaşık olduğunu
ileriye sürmüştür. Hükümet, başvurucuların iç hukukun gereği olarak
Gaziantep İdare Mahkemesi’ne başvurmaları gerekirken başvuruyu Ankara
İdare Mahkemesi’ne yaparak süreci uzattıklarını iddia etmiştir.
Hükümet, başvurucuların mahkemenin kesin harcını ödememek suretiyle en
az iki kez süreci uzattıklarına işaret etmiştir. Dahası, idare
mahkemeleri önündeki süreç esas olarak yazılıdır ve ilgili makamlardan
belgeleri toplamak zaman alıcıdır. Hükümet, sonuç olarak, idareye veya
yargı makamlarına atfedilecek aşırı ertelemeler olmadığını ifade
etmiştir.
40. Mahkeme, sürecin uzunluğunun makulluğunun davanın özgül şartlarının
ışığında ve özellikle davanın karmaşıklığı, başvurucu ve ilgili makamın
hareket tarzı ve uyuşmazlık içindeki başvurucu için risklere dair kendi
içtihatlarıyla tesis ettiği kriterler referans alınarak tayin edilmesi
zorunluluğunu tekrarlar (diğerlerinin yanısıra bakınız Sekin ve
Diğerleri-Türkiye, no 26518/95, paragraf 35, 22 Ocak 2004 ve
Kranz-Polonya, no. 6214/02, paragraf 33, 17 Şubat 2004).
41. Davanın karmaşıklığı hususuyla ilgili olarak, Mahkeme, dava
A.O.’nun ölümünün bir sonucu olarak başvurucular tarafından bu kayıptan
kaynaklanan bir tazminatla ilgili şikayet olunan süreç olduğu için;
hukuki veya olaylarla ilgili herhangi bir fevkalade zorluk taşımadığı
kanısındadır. Sadece ve sadece yerel mahkemelerin başvurucuların
iddialarının doğruluğunu araştırma mecburiyeti kendi başına davanın
karmaşıklığı sonucunu çıkarmak için yeterli değildir.
42. Başvurucuların hareket tarzıyla ilgili olarak, Mahkeme,
başvurucuların iç hukukun hükümlerine rağmen yanlış mahkemede dava
ikame etmek suretiyle sürecin uzamasına katkıda bulunduğu kanısındadır.
Bununla birlikte, Mahkeme, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14.
Maddesine göre dilekçenin yetkili bir mahkemeye verilip verilmediği ilk
incelemesi yerel idare mahkemesi tarafından ex officio (re’sen, ç.n.)
mahkemenin ilgili dairesine gönderilmek üzere 15 gün içerisinde
yapılmasını gerektiğini gözlemler. Mahkeme, söz konusu davada, Ankara
İdare Mahkemesi’nin dilekçe kendisine sunulduktan sonra ratione loci
yetkisizlik kararı almasının bir yıl on ay aldığına işaret eder.
43. Mahkemenin ratione loci yetkisizliğinin tarafların layihalarını
sunmalarını izleyen bir süreçten sonra ortaya çıktığı düşünülse dahi,
Mahkeme, dosyanın Ankara İdare Mahkemesi önünde bir yıl, dört ay ve
yirmidört gün hareketsiz kaldığını gözlemler. Bu şartlarda,
başvurucuların tüm bu gecikmelerden sorumlu olduğu sonucuna varılamaz.
Mahkeme harçlarının eksik yatırılması nedeniyle, Mahkeme,
başvurucuların 21 Şubat ile 10 Ağustos 2004 tarihleri arasındaki
yaklaşık beş ay ve 30 Temmuz ile 27 Eylül 1996 arasındaki bir aylık
süre uzamasından sorumlu olduğunu gözlemler.
44. Yerel makamların hareket tarzıyla ilgili olarak, Gaziantep İdare
Mahkemesi’nin hareket tarzının eleştirilmesi mümkün değildir, bu
mahkemenin önündeki süreçten dolayı davanın gidişatının gereksiz yere
uzadığı sonucuna varılamaz. Yüksek İdare Mahkemesi önünde de herhangi
bir aşırı uzama bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Mahkeme, Ankara
İdare Mahkemesi önündeki bir yıl on aylık sürecin makul olmadığı
kanısındadır. Mahkeme, başvurucuların yanlış mahkemeye dilekçe vermek
suretiyle sürecin uzatılmasına katkıda bulunması durumundan başka,
Hükümet’in layihalarının bu süreçteki hareketsizliği açıklamadığına da
dikkat çeker.
45. Nihayet, Mahkeme, yerel dava içindeki başvurucuların aldığı riskin
kendileri açısından hatırı sayılır öneme sahip olduğu kanısındadır.
46. Sonuç olarak, Mahkeme, önündeki davanın özgül şartlarını ve Ankara
İdare Mahkemesi’nin ratione loci yetkisizlik kararı almasının bir yıl
ve on ay aldığı gerçeğini dikkate alarak, Sözleşme’nin 6/1 maddesiyle
hüküm altına alınan “makul süreç” gerekliliğine uyulmadığını saptar.
47. Bundan dolayıdır ki, Sözleşme’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II- SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
48. Sözleşme’nin 41. maddesindeki hususlar:
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar
verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak
kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
49. Mahkeme İç Tüzüğün 60. maddesi ile hüküm altına alınan hakkaniyete
uygun tatmin için bulunmak istenen taleplerin ispatlayıcı belgeleri ve
faturaları ile birlikte yazılı olarak dökümü yapılmak suretiyle
sunulması ve “Daire tarafından tamamen veya kısmen reddedilebileceği”ne
işaret eder.
50. Sözkonusu davada, 4 Aralık 2003’de, başvurunun kabul edilebilirliği
duyurulduktan sonra, başvuruculardan hakkaniyete uygun tatmin için
iddialarını sunması istenmiştir. Başvurucular belirlenen süreç
içerisinde herhangi böyle bir iddia ileriye sürmemişlerdir.
51. Yukarıdaki bakış açısı ışığında, Mahkeme, Sözleşme’nin 41. maddesi gereğince tazminata hükmedilmeyeceğine karar verir.
BU SEBEPLERDEN DOLAYI, MAHKEME OYBİRLİĞİYLE
Sözleşme’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Karar İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77/2 ve 3
maddelerine uygun olarak 21 Aralık 2004’de yazıyla bildirilmiştir.
|